DEFİNE HİKAYELERİ

"DEFİNE HİKAYELERİ" için toplam 2 yorum yapmış

  1. faruk   23 Haziran 2018 at 19:25

    Define işine yeni başladığımız zamanlardı duyduğumuz anlatılan işaret var diyen her yere koşturur durur anlatılan hikayeleri dikkatlice dinler kendimize pay çıkarırdık bir gün yine yaşlı bir amcayı dinliyorduk adamlar istanbuldan gelmişler ellerinde haritalar krokilerle beni buldular dedi aradıkları yayla yolundaki bir çeşmeymiş birkaç yerdaha sordular buraları biliyormusun deyip amcadan olumlu yanıt alınca yola koyulurlar 12 saat gidip aranılan çeşmeyi bulurlar haritalar açılır ormana girilir suyun akışında ilerlerler deredeki şelaleyi bulurlar aranan şelalade bir adet haçtır haçı bulurlar yaşlı olan burada bir mağara var içine girip alabildiğimizi alalım gerisini almasakta olur der içeri girilir genç olanı tuzak falan olur dikkat edelim der adam bilgide tuzak yazmıyor der vede ilerler 30 metre kadar giderler birden önlerindeki yaşlı adam kaybolur önlerindeki yer birden açılmış vede yaşlı adamı yutmuştur adamın açı feryadı mağarada yankılanırken bizimklerin ne olduğunu anlamaya vakti olmadan delik kapanmıştır gördükler sadece iki tarafa açılan vede dönen bir kaya ve mağaranın içindeki kazıklara düşüp oradakalan yaşlı adamdır adamı orada bırakıp gelirler ve birdaha oraya gitmezler yıllar sonra buraya bu yaşlı adamı gitmeye ikna ettik çeşmeyi şelaleyi mağarayı şelaledeki haçı bulduk ama mağarya 10 metre kadar girilebiliyor vede dinleyince altından suların aktığı duyuluyor burası hala gizemini koruyor

    Cevapla
  2. celal   23 Haziran 2018 at 19:30

    İlk aklıma gelenle başlayayım.
    Antakya bilenler bilir Suriye sınırında kurulmuş bir kenttir.İlçelerinden biride Reyhanlı’dır.Senelik iznimi geçirmek için gittiğim bir yıl orada bulunan bir arkadaş telefonla beni aradı.Sınıra yakın bir köyde oturan arkadaşının çobanı sürüyü gezdirirken çoban köpeğinin ayağı bir çukura girmiş.Çıkarmaya uğraşırlarken orasının bir giriş olduğu ortaya çıkmış.Hemen benim arkadaşı aramış gel bir bakıver diye.Beraberce gittik.Giriş hafif aşağıya doğru meyilli ve toprak dolu.Girişin yüksekliği 30 Cm ya var ya yok.Hiçbiri giremiyor.Antakya’nın kebap ve künefeleri yüzünden bayağı semirmişler.İş başa düştü ben girdim.ama öyle dar bir geçit ki sırt üstü sürünerek girebildim ancak.İçerisi yarıdan fazla toprak dolu neredeyse tavana kadar.Ama ne olduğu dikkatli gözlemleyince kendini hemen ele veriyor.Bu arada arkadaşlar dışarıda beni bekliyorlar heyecanla.Ben acaba bir günde halledebilirmiyiz diye düşünerek ve yine tıslaya pıslaya sürünerek dışarıya çıktım.Oda ne! içeriye girerken bir benim arkadaş birde köyde oturan kişi vardı.Şimdi olmuşlar 17 kişi.İkisinin elinde tüfek.Ne yapsak ne etsek derken içlerinden kel kafalı ve grubun lideri olan bana sordu: Burası nedir, içeride ne gördün diye.Desem ki evet aradığınız yer hemen ayaklarınızın altında adım gibi biliyorum ki bizi önce kazma kürek çalıştırıp sonra keklik gibi avlayıp o yere gömecekler.Bu arada benim arkadaş sürekli gözümün içine bakıyor gözlerini fincan gibi açarak.Dedim ki burası doğal oluşum bir mağara.Benim işime yaramaz.Siz istiyorsanız buyrun çalışın ama boşuna kendinizi yorarsınız.Bu arada ufak ufak arabaya doğru gidiyoruz.adam bana baktı ve şöyle dedi:”Ne yani sen şimdi evde kocanı efendini bırakıp böyle yerlere mağara aramayamı çıkıyorsun.Git seni gözüm görmesin.” Aman cennet canıma minnet.O arabaya nasıl bindik, nasıl gaza basıp 2 saatlik yolu 45 dakikada aldık hala anlam veremiyorum.ama korku insanı gaza getiren bir motivasyonmuş.Bunu anlıyorsunuz.Aradan geçti iki ay.Arkadaşım beni arıyor.söylediği şu.O köyde oturan sürünün sahibi amcasının oğlunu aramış ben içeriye girdiğimde.Define bulduk gelin diye.Gelirken boş gelmeyin demiş.Bunlarda köyün bütün eli silah tutanını alıp gelmişler.Sonradan öğrendiğime göre zaten o köyün insanlarına bedevi diyorlarmış.O yer ne oldu diye soracak olursanız.Üç klineli mezar çıkmış ama dönem soygununa uğramış.
    Ben dersimi o gün o dakika aldım.

    Cevapla

Leave a Reply

Your email address will not be published.